Anasayfa > Avrupa Gündem > GÜNDEM AVRUPA: 10 OCAK

GÜNDEM AVRUPA: 10 OCAK

TÜRK İŞÇİLER GİDELİ TAM 50 YIL OLDU

2011’de Türk işçilerin Almanya’ya göçünün 50. yıldönümü kutlanıyor.

Almanya’da bu vesileyle yıl boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Ekim ayındaki etkinliklere Başbakan Erdoğan’ın da katılması planlanıyor.

Tam 50 yıldır bu ülkede yaşayan Türklerin topluma uyumunun yeniden yoğun şekilde tartışılması da bekleniyor.

Almanya’ya ilk resmi işçi göçü, Ankara ve Berlin arasında 31 Ekim 1961’de “Türk İşçi Alımı Anlaşması”nın imzalanmasıyla başladı.

Türk işçilerin ilk kafilesi, 1961’de Almanya’ya davul zurnalarla uğurlandı. Gidenlerin aklında üç-beş kuruş biriktirdikten sonra vatanlarına dönme düşüncesi vardı. Ama çoğu için öyle olmadı.

Bugün Almanya’da yaşayan Türklerin sayısı 3 milyona yaklaşıyor.

Bu süreçte çok sayıda Türk kökenli işçilikten işveren konumuna geldi. Almanya’da Türkler tarafından kurulan tam 80 bin şirket var. Bu şirketlerin yıllık cirosu 40 milyar Euro’yu buluyor.

Ama Türkler özellikle 80’lerde başlayan yabancı düşmanlığı nedeniyle zor günler de yaşadı. 1993’te Solingen’de bir Türk ailesinin evinin kundaklanması Türklerin Almanya’da karşılaştıkları güçlüklerin simgesi haline geldi.

Günümüzde yabancı düşmanlığının yanı sıra Türk kökenlilerin en büyük sorunlarının başında uyum konusu geliyor. Pek çok Alman, üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen Türklerin topluma uyum sağlayamadığını düşünüyor.

AVRUPA İSLAM’I “TEHDİT” OLARAK GÖRÜYOR

İslam ve Müslümanlar Avrupa’yı korkutuyor. Fransız IFOP kamuoyu araştırmalar kuruluşu tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, Fransa ve Almanya’da halkın neredeyse yarısının ülkelerinde yaşayan Müslümanları “ulusal kimlik için tehdit” olarak görüyor.

Aralık ayında Fransa ve Almanya’da toplumu temsil edici 800 denek üzerinde gerçekleştirilen araştırmaya göre, merkez ve aşırı sağ partileri destekleyen seçmenler arasında Müslümanları “tehdit” olarak görenlerin sayısı sol parti seçmenlerine oranla daha fazla.

Fransa’da Müslümanlar, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin iktidar partisi Halk Hareketi Birliği’ne (UMP) oy verdiğini söyleyenlerin yüzde 62’si için “Fransa’nın kimliği açısından tehdit” oluşturuyor. Bu oran Fransa’da sol partilere oy verenler arasında yüzde 24. Müslümanları tehdit olarak gören Fransız aşırı milliyetçi oranı ise yüzde 98.

Almanya’da iktidar ortakları CDU/CSU (Hıristiyan demokrat) seçmenleri arasında Müslümanları tehdit görenlerin oranı yüzde 45. İktidarın küçük ortağı liberallere (FDP) oy verenler arasında ise yüzde 35. Fransa ile Almanya’yı bu konuda ayıran temel özellik Alman solunun Müslümanlara Fransız soluna oranla daha şüpheci olması. Almanya’da SPD (sosyal demokrat) seçmenlerinin yüzde 38’i ile PDS (komünist) seçmenlerinin yüzde 49’u ülkedeki Müslümanları Almanya’nın kimliği için tehdit olarak niteliyor. Fransa’da sol seçmenlerin “sadece” yüzde 24’ü Müslümanları “tehdit” olarak niteliyor.

Gerek Fransa gerekse Almanya’da Müslümanların “tehdit” olarak algılanmasının başlıca nedenini “topluma uyuma direniş” oluşturuyor. Fransızların yüzde 61’i, Almanların ise yüzde 67’si algıları için “Müslümanlar topluma uyum sağlamayı reddediyor” gerekçesini öne sürüyor. Diğer gerekçeler arasında kültür farklılığı ve Müslümanların Fransa ve Almanya’da bazı semtlerde gruplar halinde yaşamaları gösteriliyor.

Araştırmaya göre, Fransızların yüzde 31’i, Almanların ise yüzde 34’ü İslam’ın “Batı değerlerini reddetmek” anlamına geldiğini söylüyor. Fransızların yüzde 18’i, Almanların ise yüzde 24’ü İslam dinini “fanatizm” terimiyle eşdeğer görüyor.

Fransa’da yaklaşık 6 milyon, Almanya’da ise 4 milyonun üzerinde Müslüman yaşıyor.

BELÇİKA SON ŞANSI DA KAÇIRDI

Belçika’da Flamanlarla Valonlar arasında yaşanan siyasi krizi aşılamıyor. 7 aydır hükümeti kuramayan siyasiler, ülkeyi krizden çıkaracak son fırsatı da kaçırdı.

Tarihinin en ciddi siyasi krizini yaşayan Belçika’da, Flemenkçe konuşan Flamanlarla Fransızca konuşan Valonlar arasındaki uzlaşma için son şans da harcandı.

7 aydır hükümet kurulamayan ülkede büyük umut bağlanan anlaşma çabası, ayrılıkçı Flamanların uzlaşmaz tavrıyla tükendi. Krizin ekonomiyi etkilemesinden korklulurken artık geriye erken seçimden başka seçenek kalmadığı konuşuluyor.

Flamanlar Belçika Kralının siyasi krizi çözmesi için atadığı müzakereci Yohan Vande Lanot’un önerilerine “hayır” dedi.

Krala istifasını sunan Vande Lanot, “Atı suya götürebilirsin, ama içmeye zorlamayazsın. Uzlaşma için yeterli ve gerekli irade yok” dedi.

60 sayfayı bulan uzlaşma önerisinde, ülkedeki farklı topluluklara daha fazla özerklik verilmesi için devlet yapısında reforma gidilmesi öngörülüyordu.

Federal hükümetin gelir vergisinin yaklaşık yüzde 25’inin yerel yönetimlere bırakılmasını içeren öneride, bölgelere sağlık, sosyal güvenlik ödenekleri ve istihdam alanlarında daha fazla yetki veriliyordu.

Önerilerin hem Flamanlar’ın hem de Valonların taleplerini dikkate almasına rağmen kabul edilmemesi tepkiye neden oldu.

Belçika’da 7 aydan bu yana süregelen krizin ekonomiyi de etkilemesinden endişe ediliyor.

Millyetçi eğilimleri güçlenen Flamanlar geniş bir özerklik ve kamu harcamaları üzerinde daha fazla söz hakkı istiyor. Valonlar ise buna karşı çıkıyor.

AB İRAN’IN DAVETİNİ REDDETTİ

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, AB’nin, İran’ın nükleer tesislerini ziyaret davetini reddedeceğini söyledi.

Ashton, AB Dönem Başkanı Macaristan’ın Dışişleri Bakanı Janos Martonyi ile görüşmesinden sonra Reuters’a yaptığı açıklamada, nükleer tesisleri teftiş etmenin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun (UAEA) görevi olduğunu belirterek, “İran’ın UAEK’nın ülkeye giderek çalışmalarını sürdürmesini temin edeceğini umuyorum” dedi.

AB Yüksek Temsilcisi, kendilerine yapılanın olumsuz bir davet olmamakla birlikte tesisleri gezmenin kendi işleri olmadığını düşündüğünü ifade etti.

ran, nükleer tesislerini gezmeleri için Rusya, Çin, AB ve bu ülkelerin Arap ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki müttefikleri için davet mektubu göndermişti.

İran’ın UAEK nezdindeki daimi temsilcisi Ali Asker Sultaniye, ziyaretin 15 ve 16 Ocak’ta yapılabileceğini söylemişti.

AB YUNANİSTAN’IN TEL ÖRGÜ PLANINA KARŞI ÇIKTI

Atina hükümeti Türkiye’den kaçak işçi akınını önleyebilmek için sınırın bazı bölümlerine duvar inşa etmeyi düşünüyor.

Rum yetkililere göre Yunanistan’a geçen yıl yüz binden fazla yabancı kaçak yollardan girdi.

Kamu Düzeni Bakanı Hristos Papuçis, yaklaşık 200 kilometrelik sınırın insan kaçakçılığının en yoğun olduğu bölümüne 12.5 km uzunluğunda tel örgü çekileceğini açıkladı.

Avrupa Birliği’ne göre, her gün, Türkiye’den, Meriç nehri üzerinden günde ortalama 245 kişi Yunanistan’a giriyor.

Ancak AB tel örgü planına karşı çıkıyor.

Avrupa Komisyonu Sözcüsü Michelle Cercone kaçak işçi sorununun duvar çekerek çözülemeyeceğini söyledi

 

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: