Anasayfa > Avrupa Birliği, European Union > AVRUPA BİRLİĞİ TARİHİ ve KURUMLARI

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHİ ve KURUMLARI


Avrupa Birliği ( AB ) , 27 üyesi bulunan , kendine özgü bayrağa ( mavi zemin üzerine 12 sarı yıldız) , marşa ( Beethoven 9. Senfoni ) , para birimine ( Euro ) sahip uluslar arası  bir kuruluştur.  18. Yüzyılda Alman filozof Immanuel Kant’ın yıllar önce ortaya attığı ‘’ Avrupa Birleşik Devletleri ‘’ fikrinden hareketle Winston Churchill tarafından 19 Eylül 1946’da  Zürih Üniversitesi’nde bir konuşma sırasında ‘’Avrupa Ailesini tekrardan yaratmak ‘’ görüşüyle , Jean Monnet  ve Robert Schuman’ın çalışmalarıyla 1951 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu  6  kurucu  üyesi  ( Fransa , Batı Almanya , İtalya ve Benelüks ülkeleri  Belçika , Hollanda , Lüksemburg ) ile faaliyete geçmiştir . Kömür ve çelik gibi önemli sanayi maddeleri üzerinden ekonomik nedenlerle kurulan topluluk 1957 yılında Roma Antlaşmasıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu ( AET ) adını almış ve yine aynı sene içinde Gümrük Birliği tamamlanmış ,Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ( Euratom ) ve ekonomik açıdan önemli bir adım olan Ortak Pazar kurulmuştur. AET, Euratom ve Gümrük birliği kurumları daha sonra 1967 senesinde Avrupa Topluluğu adı altında faaliyetlerine devam etmiş ve on yıl sonra  1973 senesinde  ilk genişleme dalgasıyla İrlanda , Danimarka ve Birleşik Krallık topluluğa katılmış ve artık topluluk ortak politikalar yürütmeye başlamıştır. Bu genişleme dalgasında Norveç müzakereleri tamamlamasına karşın ülke içindeki halk oylaması ( referandum ) sonucunda çıkan hayır cevabıyla topluluğa üye olmamıştır. 1979 senesi AB  demokratikleşme tarihi için önemli bir milattır, bu tarihe  kadar her ülkeden atama yoluyla üye alan Avrupa Parlamentosu’nda direk demokratik seçimlere başlanmıştır.1981-86 arası dönemde ilk Akdeniz genişlemesi gerçekleşmiş, cunta rejim etkilerini atmaya çalışan Yunanistan , geçmişinde Franko dikta rejimi yaşamış İspanya ve ‘’küçük kardeş ‘’ Portekiz birliğe üye olmuş ve bu ikinci genişleme dalgası bu ülkelerin demokratikleşmesi için önemli bir adım sayılmıştır. Bu yıllar arasında 1985 yılında ülkeler arası sınır kontrol bürokrasisini kaldıran Schengen Antlaşması yürürlüğe girmiş, böylece devletler üstü ve devletler birliğini sağlamak amacına yönelik bir adım atılmıştır. Çift kutuplu Dünyadan , tek kutuplu Dünyaya geçişin yaşandığı 90lı yılların başında Almanya ( Doğu – Batı ) birleşmiş ve 1990 senesinde Doğu Almanya’da topluluğun parçası olmuştur. 1993 senesinde 57’de kurulan ‘’Ortak Pazar’’dan daha gelişmiş bir ekonomik yapı olan , üye ülkeler arası vergi , mali konularda ve sınırlar arası ticarette kolaylıklar sağlayan Tek Pazar kurulmuştur.Yine aynı sene imzalanan Maastricht Antlaşması ile AET , ekonomik ve parasal birlik , ortak savunma- dışişleri politikaları ve Adalet Birliği yetkileri ile genişletilerek Avrupa Birliği adını almıştır.İki sene sonra ise Rusya’dan kopan parçaları toplamak eksenli genişlemede İsveç , Finlandiya ve ek olarak Avusturya’nın birliğe katılması ile üye sayısı 15 olmuştur. 2002 senesinde ekonomik birlik konusunda önemli bir adım olan ortak para birim ‘’ Euro ‘’ ( Avro) yürürlüğe girmiştir ve iki sene sonra 2004 yılında AB tarihinin  muhtemelen gelmiş ve gelecek  en büyük genişlemesi 10 yeni ülkenin katılımıyla (Malta, Güney Kıbrıs Rum Kesimi , Çek Cumhuriyeti , Slovenya, Estonya,Letonya ,Litvanya,Polonya,Macaristan ve Slovakya) Sovyetlerin dağılan Baltık parçalarını ( Estonya , Letonya , Litvanya gibi ) ve özellikle Polonya’dan geçen Rusya- Ukrayna bağlantılı enerji yollarını kontrol altına almak ve güvenliği sağlamak amaçları doğrultusunda gerçekleşmiştir. 2007 yılında ise 2004 yılında Fransa ve Hollanda’da halk oylamasıyla reddedilen ve birliği çıkmaza sokan anayasa taslağı yerine Lizbon Antlaşması imzalanmıştır. Bu genişletilmiş tarzda ‘’ anayasa’’ birliğe gelecek perspektifi geliştirme olanağı sunmaktadır. Yine aynı yıl Doğu Avrupa’nın ekonomik olarak (yüksek enflasyon ) ve yolsuzluk, rüşvet konularında adı sık geçen iki ülkesi Romanya ve Bulgaristan birliğe üye olmuş ve  Bu ülkeleri daha demokratik ve refah ülkeler yapmayı amaçlayan bu genişleme ayrıca AB’ye  Doğu Avrupa’da etkin güç olma konusunda avantaj sağlamıştır. Gelecekte gerçekleşmesi muhtemel Türkiye, Hırvatistan ve Makedonya’nın birliğe katılımı da AB’nin Doğu Avrupa ve Balkanlar’da etkin olma  politikasını güçlendirecektir.

500 Milyon nüfus , 27 üyeye sahip bir topluluğun normal olarak  iç işleri ve dış işleriyle ilgilenen çeşitli kuruluşları vardır.Birliğin yürütme organı Avrupa Komisyonu ( Brüksel ) önerileri hazırlayıp  Parlamento ve Konseye sunar.Bütçe programlarını uygulamakla yükümlüdür. Uluslar arası antlaşmalarda birliğin resmi temsilcisidir ve Adalet Divanı ile birlik hukukunun işleyişini denetler. Başkanı José Manuel Barroso’dur ve genelde başkan ve komisyon üyeleri prensip olarak üye ülkelerin uzlaşısıyla seçilir .  Komisyon Parlamento tarafından görevden alınabilir. AB’nin tek direk seçimle ( 5 yılda bir ) göreve gelen birimi Avrupa Parlamentosu (Strazburg) üye ülkelerden 736 temsilci bulundurmaktadır. Nüfus ile oranlı olarak dağıtılan  sandalyelerden en fazla payı Almanya 99 ile , en küçük payı Malta 5 temsilciyle almaktadır. Yasama , bütçe planlama sürecinde yetkiler taşımakta , komisyon ve konseyi denetleyip gerekli görüldüğü halde komisyonu 3te 2 oy çoğunluğuyla görevden alabilmekte ve komisyon üyelerinin tayininde son sözü söylemekle yetkilidir. Bir ülke birliğe üye olabilmek için Parlamento üyelerinin oy çoğunlunu sağlamalıdır. Avrupa kıtası demokrasisi, iç ve dış politikaları için hayati önem taşıyan Konseyler ( 3 konsey ) konusu AB üzerine çalışan , araştıran çoğu kişinin dahi kafasını karıştırmaktadır bu yüzden 3 konseyinde hem Türkçe hem İngilizce isimlerini sunumlarda ve raporlarda kullanmak doğru olacaktır. AB Konseyi  ( Council of European Union ) ( Brüksel ) üye ülkelerin bakanlarının katılımıyla oluşmakta , karar alma ve koordinasyondan sorumludur. En önemli (asli) karar alma organıdır ve katılan bakanlar gündeme göre değişmektedir . Bu yapıya en büyük eleştiri genelde üye ülkelerden ziyade aday ülkeler üzerinde yaptırım gücünü kullanmasıdır. (Genelde aday ülkelerle ilgili görüşmelere devlet başkanları da katılır.) Kuruluş kanun taslaklarını onaylar , parlamentoya yollamakla birlikte üye ülkelerin ortak ekonomik politika kararlarını düzenlemekte  ve Liderler Zirvesinde ortaya konan dış ilişkiler konusundaki kararların uygulanmasına yönelik plan hazırlamaktadır. AB Liderler Zirvesi (European Council – European Summit ) (Genelde Brüksel’de toplanır ) AB üyesi devlet veya hükümet başkanlarının , AB Komisyon Başkanın katılımıyla AB Konseyi başkanın başkanlığında gerçekleşir. AB içinde en yüksek politik kurumdur. Yılda en az iki kere toplanmakta olan  kurum olarak asli bir yaptırım yoktur ancak devlet başkanları katıldığından AB dış politikası ve birliğin geleceği konusunda söz sahibidir. Avrupa Konseyi (Council of Europe ) AB’den bağımsız bir organizasyondur ve Türkiye , Yunanistanla birlikte kurucu üye sayılmaktadır. Kurum kıtada ,  insan hakları , demokratikleşme , hukuksal eşitlik , kültürler arası iletişim  ve Avrupa entegrasyonları üzerine çalışan en eski kurumdur. 1949 yılında kurulan oluşumun 47 üyesi ve 800 milyona yakın vatandaşı bulunmaktadır.Bu karmaşık yapıları anlamak için  Bakanların katılımıyla oluşan AB konseyini son kararı veren Cumhurbaşkanına , önerileri hazırlayan Komisyonu Hükümete ve Parlamentoyu da bir tür  Meclise benzetmek mümkündür ancak  demokratik yapı Parlamentonun görevi gün geçtikçe artmaktadır. Para politikalarını yürüten kurum Frankfurt’ta ki Avrupa Merkez Bankası’dır. Bankanın asıl uğraş alanı ortak para birimi Euro olmakla birlikte , Euro’nun satın alma gücünü , Euro bölgesinde fiyat istikrarı ve enflasyonu kontrolünü sağlamakla yükümlüdür. Hukuk konusunda ise iki önemli kuruluştan ilki Avrupa Adalet Divanı ( Lüksemburg ) birlik içinde en yüksek mahkemedir , üye ülkeler arasında AB Hukukunu ilgilendiren konularla ilgilenir ayrıca AB Kurumlarıyla ilgili davalarla da ilgilenir ve ulusal mahkemelerin çözemediği uyuşmazlıkları ele alır. İkinci önemli kuruluş  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( AİHM) ( Strazburg ) Türkiye’nin kurucu üye sayıldığı AB’den bağımsız Avrupa Konseyine ( Council of Europe ) bağlıdır. Mahkeme  AB ye bağlı olmasa da Türkiye gibi birliğe üye olamayan ülkelerin yanında üye ülkelerinde  davalarına  bakar kısacası kararları AB içinde bağlayıcıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle koruma altına alınmış temel hakların zarar uğraması durumunda kişilerin , grupların ve devletlerin başvurularına açıktır. Uluslar arası Adalet Divanı ( Lahey, Hollanda ) AB’den bağımsız Birleşmiş Milletlerin başlıca yargı organıdır. Yargıçlar farklı BM üyesi ülkelerden seçilir , böylece  farklı yargı sistemlerinin temsili noktasında adalet sağlanır .( 15 yargıçtan oluşur ) . Divan uyuşmazlık davalarında taraf olan ülkelerin sorunlarını BM Antlaşması gereğince çözmeye çalışır. Bu kurum Fehriye Erdal davasıyla Türkiye’de de gündeme gelmiştir . Aynı dava 2005 yılında AİHM’e çifte dava olarak hem Türkiye tarafından hem de Sabancı ailesi tarafından intikal ettirilmiştir. AİHM’e  daha öncede belirtildiği üzere hem gruplar hem devletler hem de kişiler başvurabilmektedir.

Faruk ALKAN

Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi 2.Sınıf

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: