Anasayfa > Avrupa Birliği, Cyprus Kıbrıs > KIBRIS SORUNUNDA AB’NİN YERİ

KIBRIS SORUNUNDA AB’NİN YERİ

Sorunun Çözülmesinde Yardımcı mı Zorlaştırıcı mı?

1960 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazanan Kıbrıs Cumhuriyeti, 1963 yılında Kıbrıslı Rumların, Kıbrıs anayasasını kaldırmasıyla büyük bir Kıbrıs sorunu ortaya çıkmıştır. 1974 yılına gelindiğinde ise, Türkiye garantörlük hakkına dayanarak ve Adada ki çatışmaya bir son vermek için müdahale etmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tek taraflı olarak bağımsızlığını 1983 yılında ilan etmiş, o tarihten bugüne kadar da sorunun çözümü noktasında taraf devletler ve uluslar arası organizasyonlar tarafından çabalar sarfedilmiştir.

Konumuza gelecek olursak, AB’nin Kıbrıs sorununa dâhil olması 1990 yılında Rum kesiminin üyelik başvurusuyla başlamıştır. 1993 yılında AB komisyonunun olumlu görüş bildirmesiyle Kıbrıs’ın AB yolculuğu başlamış, aynı zaman da AB de 3. oyuncu olarak soruna direk olarak taraf olmuştur. AB’nin Kıbrıs sorununa müdahil olmasını üç fazda inceleyecek olursak 1993 AB’nin adaylığa kabulünden 2002 Annan Planın arasında geçen zaman birinci fazı, 2002 den 2004’e Annan planının reddi ve Rum Kesiminin AB’ye üyeliği ikinci fazı, 2004’ten günümüze kadar geçen zamanı da üçüncü ve son faz olarak değerlendireceğim.

Yazımda da asıl vurgulamak istediğim nokta, AB’nin Kıbrıs sorununa müdahil olması Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı mı olmuştur, yoksa zorlaştırıcı bir rol mü oynamıştır. Özellikle 1999 Helsinki zirvesinde AB’nin Rum Kesimine, Kıbrıs Sorunu ister çözülsün ister çözülmesin üyeliği garanti etmesi, sorunun kökleşmesinde önemli rol oynamıştır. 2004 yılında gerçekleştirilen Annan referandumu da göstermiştir ki AB üyeliğini garantileyen Rum Kesimi sorunun çözümü noktasında atalete düşmüşler ve Kıbrıslı Türklerin AB üyesi bir “Kıbrıs Cumhuriyetinde” yönetimi paylaşmak istememişlerdir. Bu süreçler yaşanırken Türkiye ve KKTC de çözüm yanlısı hükümetler başa gelmiş olması ve bunun üzerine Annan Planının reddedilmesi Türk kesiminin uluslar arası arenada ki haksız pozisyonunu değiştirmiş, Türk tarafı psikolojik üstünlüğü ele geçirmiştir. Her ne kadar, psikolojik üstünlük ele geçirilmiş olsa da AB tarafından Kıbrıslı Türklere verilen sözler yerine getirilmemekte, mali yardımlar planlandığı gibi yapılmamakta, Kıbrıslı Türkler üzerinde ki ambargo hala sürmektedir. Bunun sebebi basittir. Rum Kesiminin üyesi olduğu bir AB, ne Kıbrıslı Türklerin üzerinde ki izolasyonu kaldırabilir, ne de Türkiye ile müzakereler de yol alabilir.

Sonuç olarak, AB Rum Kesimine üyelik garantisi vererek, Rumları atalete sürüklemiş, Rumların çözüm aşamasında çaba sarf etmemelerine bilinçli ya da bilinçsizce sebep olmuştur. Bu yüzden AB, Kıbrıs sorunun çözünde zorlaştırıcı bir rol oynamıştır, oynamaktadır.

Servet ÇETİN

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: