Anasayfa > Cyprus Kıbrıs, Uncategorized > KKTC’de Eroğlu Zaferi: Müzakere Dinamikleri Ne Olmalı?

KKTC’de Eroğlu Zaferi: Müzakere Dinamikleri Ne Olmalı?

Müzakere sürecini destekleyenler ve bu sürecin gerek kendisine gerekse de gidişatına tepki gösterenler arasındaki yarışa dönüşen KKTC seçimleri, 18 Nisan Pazar günü gerçekleştirilen ilk turda sonuçlandı. 2005 yılında %55.59 oyla cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Mehmet Ali Talat bu seçimlerde aldığı %42.84 oy oranıyla seçimleri kaybeden taraf olurken, cumhurbaşkanlığı için 4. kez adaylığını koyan Derviş Eroğlu ise %50.37’lik oy oranıyla seçimlerden galip çıktı.

Seçmen tercihlerine önemli ölçüde damgasını vuran ve bundan sonrası için asıl merak konusu olan ise çözüm müzakerelerinin ne yönde seyredeceği. Seçimin galibi olan Eroğlu’nun söylemlerinden, geçmişteki parti programından ve cumhurbaşkanlığı seçim bildirgesinden yola çıkılırsa, müzakerelerin devam ettirilmesi konusundaki iradeden herhangi bir sapma olmayacak gibi görünüyor. Eroğlu’nun seçim sonuçlarının kesinleşmesi ardından yaptığı zafer konuşmasında da bu durum net olarak ortaya kondu. Söz konusu konuşmada Eroğlu, Kıbrıs müzakerelerinin süreceğini ve masadan kalkan tarafın kendisi olmayacağını ifade ederken, müzakerelerin Türkiye ile işbirliği içinde devam edeceğini de belirtti. Ancak bu sürecin “farklı bir anlayışla” sürdürüleceği konusunda da Sayın Eroğlu’nun tavrı oldukça net. Konuşmalarında farklılığa vurgu yapan Eroğlu’nun hem müzakereleri yürütme şekli hem de çözüm parametreleri, seçimi kaybeden Mehmet Ali Talat’ın üslubundan ayrılacak gibi duruyor. Öncelikle 2008 yılından bu yana yürütülen müzakerelerin şeffaf olmadığından yakınan Eroğlu, sürecin daha açık ve şeffaf yürütülmesi konusunda çeşitli adımlar öngörüyor. Bunların başında ise Rum tarafında oldukça aktif olan “Ulusal Konsey” benzeri bir yapılanmanın getirilmesi ve hükümetin dahil edileceği bu süreçte “tek adam zihniyetinden sıyrılıp ekip çalışmasına odaklanılması” geliyor.

Eşit iki-toplumlu ve iki-bölgeli bir federasyon yanlısı Talat’ın aksine Eroğlu’nun çözüm parametreleri ise iki eşit/egemen kurucu devletin oluşturacağı bir konfederasyon temeline oturuyor. Federasyona ancak adadaki iki bağımsız ve egemen devletin oluşturacağı konfederal bir yapı noktasından başlanıp evrim yoluyla ulaşılacağını savunan Eroğlu’nun Talat’tan ayrılan tavrının Rum lider Hristofyas’ı daha fazla zorlaması beklenebilir.

Ancak Kıbrıs müzakerelerindeki asıl konu, Talat ve Eroğlu’nun çözüm parametreleri konusunda detaylarda ayrılan tutumları yerine, Rum tarafının lider değişikliğini nasıl kullanacağıdır. Seçim süreci boyunca Rumların Eroğlu’nu çözüm karşıtı gösteren ve hem ulusal hem uluslararası kamuoyunu bu doğrultuda yönlendirmeye ve iknaya çalışan propagandaları, oldukça prim yaptı. Yabancı basında yer alan seçim haberlerinde, Eroğlu’nun aksi söylemlerine rağmen, Talat-Eroğlu arasındaki farkın çözüm konusundaki istek ya da isteksizliği olarak yer alması, bu propagandanın görece başarılı olduğunu gösteriyor. Bundan sonraki süreçte Rum tarafının Eroğlu konusundaki bu algıyı daha da yerleştirmek için elinden geleni yapmasını beklemek yanlış olmayacak. Müzakerelerin tıkandığı noktaları, Rum tarafının çözüm konusundaki uzlaşmaz imajını değiştirmek için önemli bir malzeme olarak kullanma ihtimali oldukça yüksek görünüyor. Dolayısıyla bu noktada dış dinamiklerin önemi ortaya çıkıyor. Hristofyas’ı muhtemel bir çözüm yönünde baskı altında tutan bir uluslararası kamuoyu olmadan müzakerelerin tıkanmadan devam etmesi oldukça zor. Zira süreç zaten görece daha uyumlu görünen Talat-Hristofyas döneminde bile hem söylem hem de eylem tutarsızlıkları nedeniyle yeterince yara almış durumda. Samimiyet dışı suçlamalar bir yana, sorunun temel ayaklarından biri olan garantörlük konusunda iki tarafın birbirine zıt yönde attığı hukuki adımlar, süreci epey yıprattı. Sürecin yeniden gerçek anlamda canlanması, bu aşamada, özellikle müzakere tarafları arasındaki dengesizliğin büyük orandaki sorumlusu konumundaki Avrupa Birliği cephesine bağlı. Halihazırda elinde tüm adayı temsilen AB üyeliği kartı bulunan ve ayrıca kamuoyunu Eroğlu’nun uzlaşmaz imajı konusunda istediği kıvama getirmeyi başaran Rum tarafının, herhangi bir zorlayıcı güç olmadan, çözüm yönünde yapıcı adımlar atması beklenemez.

Tabi bir de işin iç dinamikler kısmı var. Eroğlu’nun masada kalma vaadi, tek başına müzakerelerin seyrini belirleme açısından yeterli değil. Dış dinamiklerin yoğun bir şekilde olması gereken katkısının yanında, bu sürece iç dinamiklerin de eklenmesi gerekiyor. Sosyal, siyasi, ekonomik ve hukuki girişimlerin eş zamanlı olarak uygulandığı çok-yönlü bir politikanın sürdürülmesi gerekliliği, sorunun çözümü için yıllardır eksik kalan ya da ihmal edilen önemli unsurlardan biri. Adadaki sosyo-ekonomik asimetrinin Türk tarafı lehine bozulması için gerekli reformlar, çözümün sadece müzakere masasına kilitlendiği noktada ihmal edilen önemli bir boyutu. Seçim propagandası sırasında, süreci, masanın dışında ele alan yaklaşımlar ya hiç duyulmadı ya da oldukça cılız kaldı. CTP’nin geçmiş seçim programında bahsedilen çözümün iç dinamik yapısına olan inanç ve bu nedenle devletin çeşitli kuruluşlarındaki reform ihtiyacına yapılan vurgu hayata geçemedi. Nisan 2009 genel seçimleri sırasında CTP parti programında yer alan bu birkaç cümle dışında, iç dinamik kavramı hep masanın altında kaldı. Hâlbuki iç dinamikler, sadece müzakere masasında Rum tarafına karşı Türk tarafının elini güçlendirecek bir unsur değil, aynı zamanda müzakerelerin tıkanma ihtimaline karşı ‘B Planları’ oluşturması gereken Kuzey Kıbrıs’ın gelecek projeksiyonları için de önemli bir kavram.

Unutmayalım ki müzakerelerin sadece masada kalma yarışına dönüşerek tıkanması çok anlamlı olmayacak. Bu nedenle bundan sonrası için de yapılması gereken, çözüm perspektifinde en iyi senaryodan kötüye doğru sıralanarak stratejik planlamaların yapılmasıdır. Bu durum, müzakerelere olan inancın samimiyetsiz bir şekilde sürdürülmesi olarak değerlendirilmemelidir. Sadece yıllardır dış dinamiklerin inisiyatifiyle ilerleyen bir süreci, uygulanabilir bir çözüm lehine çevirme gayretidir.

Fatma Yılmaz-Elmas USAK

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: