Anasayfa > International Relations, Politics > İSVİÇRE YENİ BERLİN DUVARLARI ÖRÜYOR: MINARETT VERBOTEN

İSVİÇRE YENİ BERLİN DUVARLARI ÖRÜYOR: MINARETT VERBOTEN

“Doğuştan gelen haklar referanduma götürülemez.” Bu sözler Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ait. Sayın Başbakanınız bu referandumu ayrıca çağdışı ve ilkel olarak yorumluyor. Bu sözleri yorumlamaya başlamadan önce İsviçre de 29 Kasım da gerçekleştirilen minare yasağını 3 te 2 lik gibi bir çoğunlukla kabul edilen oylamanın arkaplanını ve muhtemel sonuçlarını açmakta fayda var.

Öncelikle İsviçre’nin siyasi yapısını incelemek gerekirse, 1848 federal anayasanın uygulanmaya başlandığından beri İsviçre Dünya üzerinde eşi benzeri olmayan bir hükümet sistemine ev sahipliği yapmaktadır: “Doğrudan demokrasi”. Parlamenter demokrasi’nin vazgeçilmez öğeleri olan meclis ve konseyler de bulunduğundan kimi zaman bu sistem yarı-doğrudan sistem olarak da adlandırılır. İsviçre doğrudan demokrasisinin federal düzeydeki araçları halkın hakları denilen anayasal girişim ve referandumdur. Yani, bir yasa çıkartılmasında ya da iptal ettirilmesinde İsviçre halkı bir nevi yasama erkini elinde tutarak, sürece belli koşullarla doğrudan müdahale edebilmektedir.

Lakin, İsviçre gibi güya demokrasinin beşiği sayılan, özgürlüklerin rahatça yaşanabildiği bir ülkede böyle bir referandum sadece İslam dünyasını değil, medeniyetler çatışması noktasında endişesi olan büyük bir kesimi de rahatsız ettiği pek muhtemeldir. Bu tür girişimle hem Müslümanları hem hıristiyanları kutuplaşmaya ve radikalleşmeye sevkeder ki bunun kimseye faydası olmaz.

Ayrıca bu tür konular referanduma götürülemez. Bir insanın yaşama, mülk edinme hakkı gibi evrensel hakları nasıl kısıtlanamazsa; kültürel ve dini haklarını yaşama özgürlüğü de hiçbir şekilde kısıtlanamaz, engellenemez. Hoşgörü ve farklılıklara saygıyı, kültürünün bir parçası ve ayrılmaz bir bütünü olarak algılayan Avrupa, özelde İsviçre, sembol savaşlarına girdiği ölçüde kendi inandırıcılığını da kaybedecektir. Her nasıl Fransa başörtüsü yasağıyla Avrupalı değerleriyle çelişmişse, İsviçre de sembol niteliğinde ki minareleri yasaklayarak aynı hataya düşmüştür.

Sonuçların açıklanmasından sonra ise Avrupalı yetkililerden, AB’den hatta Vatikan’dan bile tepkiler gelmiştir. Burada Vatikan’ın tutumunu ele alacak olursak, Vatikan referandum sonuçlarını İslam’dan çok dine karşı bir tavır olarak ele aldı. Yukarıda verilen rakamlarda da görüldüğü üzere halkın çoğunluğu Hristiyan olarak kabul ediliyor olsa da inanma veya inanmama konusunda Vatikan, ateist oranlarından çok da memnun değil.  Dolayısıyla Vatikan, sonuçları din özgürlüğüne bir darbe olarak gördüğü için tepki gösteriyor.

Bu referandum sonucuna İslam dünyası, Danimarka ile yaşanan karikatür krizindeki gibi şiddetle değil de, daha medeni bir şekilde mesela, körfez ülkelerinin İsviçre bankalarındaki hesaplarını başka ülkelerdeki bankalara aktararak, ya da swach marka saat almayarak tepki gösterebilir, ve çok daha etkili olur.

Sonuç olarak, Başbakanımızın da belirttiği gibi bir insanını insan hak ve hürriyetlerini, bir toplumun, bir halkın yaşam özgürlüğünü, inanç özgürlüğünü kalkıp da referanduma sunamazsınız. Ne yazık ki İsviçre’de bu yapılmıştır, yanlış yapılmıştır.

Servet Çetin

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: