Anasayfa > Avrupa Birliği, Cyprus Kıbrıs > 2009 Avrupa Komisyonu Türkiye İlerleme Raporu

2009 Avrupa Komisyonu Türkiye İlerleme Raporu

Avrupa Komisyonu 2009 Türkiye İlerleme Raporu’nu açıkladı. EurActiv Türkiye, metnin orijinalini yayınlıyor. Raporda Türkiye’nin dış politikasındaki atak tavrı övülürken, özellikle basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin kısıtlamalar eleştiriliyor.

Raporda Ermeni açılımı, Kıbrıs, Ergenekon Soruşturması ve Doğan Yayın Holding’e verilen vergi cezaları için ayrı paragraflar yer alıyor. Rapor genel olarak bakıldığında Türkiye’nin reformlara yönelik hızını artırması gerektiğini vurguluyor.

2009 İlerleme Raporu orijinal metnine ulaşmak için tıklayınız.

Raporda kilit noktalara ilişkin görüşler şu şekilde:

 

Siyasi Kriterler

Kıbrıs: Net bir yaptırım öngörülmüyor ve Kıbrıs’ta yürütülen müzakerelerden duyulan memnuniyete dikkat çekilirken,  Türkiye’nin Gümrük Birliği Ek Protokolü’nden doğan Rum gemi ve uçaklarına, liman ve havaalanlarını açması yükümlülüğüne değiniliyor. Türkiye’nin bu yükümlülüklerinin hiçbirini gerçekleştirmediği vurgulanıyor.

Komisyon bu bölümde Kıbrıs’ta taraflar arasındaki müzakerelerin sürdüğünü belirterek bu konuda “tutum” belirlemeyerek insiyatifi aralık ayında toplanacak olan AB Konseyi’ne bırakıyor. Bu tavrıyla Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümüne desteğinin teşvik edilmesi amaçlanıyor.

Yargı reformu: Türkiye’de Ağustos 2009’da açıklanan yargı reformu stratejisi olumlu karşılanırken AB, yargının bağımsızlığı, bölünemezliği ve etkinliği konusundaki endişelerini dile getirmeyi sürdürüyor. Örneğin HSYK’nın bağımsızlığı konusundaki endişeleri devam ediyor.

Ergenekon: İlerleme Raporu  “Ergenekon” davasıyla Türkiye’nin “tarihinde ilk kez bir darbe girişimini soruşturduğu” belirtiyor ve bu süreçte demokratik yollarla seçilmiş hükümeti devirmeye çalışmakla suçlanan örgüte ait cephane ve silahların ele geçirildiğine dikkat çekiyor. Bu dava sürecinin Türkiye’deki yargı kurumlarının demokratikliği ve hukukun üstünlüğü konusunda verilen önemli bir sınav olarak nitelendiriliyor.

Doğan Holding’e iki ayrı vurgu

Basın Özgürlüğü: Raporda, Siyasetçilerin, kişisel haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle gazeteciler, akademisyenler ve yazarlar hakkında çok sayıda dava açtıkları belirtiliyor. Genelkurmay’ın, Güneydoğu’da meydana gelen olaylarla ilgili olarak gizli bilgilerin yayımlanması temelinde davalar açtığı, gazetecilerin, gizlilik ilkesini ihlal ettikleri gerekçesiyle cezalarla karşı karşıya kaldıklarına yer veriliyor.

Akreditasyon talep eden bazı gazetecilere yönelik olarak ayrımcılık yapıldığını da kaydeden rapor önde gelen siyasi liderlerin Doğan Yayın Holding’e bağlı gazete ve televizyonlara yönelik olarak boykot çağrısında bulunduklarına da yer veriyor.

Doğan Medya Holding’e iki kez verilen vergi cezası, Grubun tüm malvarlığına eşdeğer meblağada olması sebebiyle eleştirilirken, bu durum “ifade özgürlüğüne” kısıtlama olarak yorumlanıyor ve bu gibi cezalarda orantılılık ve hakkaniyet ölçüsüne dikkat çekilmesi gerektiği vurgulanıyor.

İfade özgürlüğü: “Türkiye’deki yasaların ifade özgürlüğü için yeterli güvence sağlayamadığı ve bunun sonucunda, savcı ve yargıçların genelde kısıtlayıcı yorumları tercih ettikleri” dile getiriliyor. Metinde , ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasalar arasında Atatürk’ü Koruma Kanunu, Türk Alfabesi Kanunu da anılıyor.

Yapılan değişikliğe rağmen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301’inci maddesine dayanılarak hala soruşturma ve yargılamaların devam ettiği aktarılan raporda, TCK’da ifade özgürlüğünü kısıtlayan diğer maddeler arasında namus suçları, (125’ten 131’e kadar) kamu düzeni, (214,216, 217, 218, 220) devletin güvenliği (312, 314) ve müstehcenlik (226) sayılıyor.

İnternet sitelerine yönelik sıkça uygulanan yasakların endişe kaynağı olduğunun altı çiziliyor.Özellikle Mayıs 2008’den bu yana Youtube’un erişime engellenmesi eleştirilirken, google ve facebook gibi popüler sitelere yönelik davalara da yer veriliyor.

Protokol imzasına yer yok

Dış Politika-Komşuluk İlişkileri: Raporda en fazla övülen alan ise dış politika. Ermenistan’la ilişkilerle ilgili gelişmeler, Türkiye’nin bölgesindeki sorunların çözümüne yönelik katkısı, Nabucco imzası övgüye layık görülen adımlar arasında yer alıyor.

Ermenistanla ilişkilerin normalleştirilmesi konusuna değinen rapor, Ağustos ayında bir araya gelen liderlerin diplomatik ilişkileri ve ikili ilişkileri iyileştirmek adına imzalanmak üzere 6 hafta içerisinde bir protokol hazırlayacağına değiniyor. Geçtiğimiz hafta sonu atılan imzalara yer vermeyen rapor, Türkiye’nin bu süre zarfında sınırı hala açmadığını kaydediyor.

Anayasa

Raporda ayrıca Anayasa değişikliği gerektiği bir kez daha vurgulanıyor. Bu konuda partilerarası bir konsensus olmaması göze çarpıyor. Hükümet somut herhangi bir adım atmamasıyla eleştiriliyor.

Hükümete övgü

İlerleme Raporunda AB sürecinde hükümetin olumlu adımları arasında Ocak ayında Ulusal Programın kabul edilmesi ve “tam zamanlı başmüzakereci” atanması öne çıkarıldı.

Raporda, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın Türkiye’nin AB üyeliği hazırlıklarını daha etkin hale getirerek katılım müzakerelerinde bakanlıklar arası işbirliğini geliştirdiği belirtildi.
Türkiye’de son bir yıldaki siyasi gelişmeleri ve reformları değerlendiren AB belgesinde Bağış, sivil toplum örgütleri dahil ilgili tüm taraflarla toplantılar düzenleyerek AB sürecinin daha iyi anlaşılması ve buna herkesin katılması yönünde çalışmakla övüldü.

Hükümetin daha etkin çalışabilmesi için Haziran ayında Avrupa Birliği Genel Sekreterliğini (ABGS) yeniden yapılandırdığı ve Dışişleri, İçişleri ve Adalet bakanlarıyla Devlet Bakanı ve Başmüzakereciden oluşan Reform İzleme Grubunun iki ayda bir düzenli toplanarak AB reformlarına büyük destek verdiği ifade edilen belgede, “Buna karşın (hükümet tarafındaki) bu tür çabalar daha somut ilerlemeyle sonuçlanmalı. TBMM’deki büyük çoğunluğu ve halktan aldığı güçlü yetkiye rağmen hükümet, genel olarak siyasi reformlarda sınırlı somut ilerleme sağladı” görüşü savunuldu.

Sivil-Asker ilişkileri

Belgede, Türk Silahlı Kuvvetlerinin “siyaseti etkilemeyi sürdürdüğü” iddia edilirken, “üst düzey ordu mensuplarının birçok fırsatta etnisite, Güneydoğu, laiklik ve siyasi partiler gibi iç ve dış politika konularında görüş açıklaması” eleştirildi.

Genelkurmay Başkanlığının birçok fırsatta siyasetçilere ve basına kamuoyu önünde tepki gösterdiği kaydedilen belgede, “Nisan ayındaki bir basın toplantısında Genelkurmay, Ergenekon davası ve iddianamesi hakkında yorum yaparak yargıyı baskı altına aldı. Üst düzey bazı ordu mensupları yargılanan askeri personele destek verdi” ifadelerine yer verildi.
Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz’ün “Güneydoğu’da 1990’lı yıllarda yargısız infazlar yaptırdığı suçlamasıyla” tutuklanmasına da yer verilen raporda, “ulusal güvenlik konusunda geniş tanımlama yaparak orduya geniş hareket alanı sağlayan TSK İç Hizmet ve Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kanunlarının değiştirilmesi talep edildi.

1997 tarihli gizli Emniyet Asayiş Yardımlaşma (EMASYA) protokolünün de hala yürürlükte olduğu kaydedilen raporda, sivil-asker ilişkileri kapsamında askeri mahkemelerin yargılama yetkisinin daraltılmasında bazı ilerlemeler sağlansa da “üst düzey ordu mensupları yetkilerini aşan konularda açıklamalar yapmayı sürdürdüğü ve TBMM’nin savunma harcamaları üzerinde tam denetiminin sağlanamadığı” ileri sürüldü.

AB raporunda, “Ergenekon soruşturmasında ortaya çıkarıldığı gibi (bazı) askeri personelin hükümet karşıtı eylemlerde rol aldığı iddiaları ciddi endişe uyandırmaktadır” denildi.

 

Ekonomik kriterler

Türkiye işleyen bir piyasa ekonomisidir. Yapısal zayıflıkları gidermeye yönelik kapsamlı reform programını uygulaması koşuluyla Türkiye, orta vadede Birlik içindeki rekabetçi baskı ve piyasa güçleriyle başa çıkabilmelidir.

Finans sektörü de dâhil olmak üzere ekonomi, zorlu uluslararası ekonomik ortama karşı dayanıklılık sergilemiştir. Cari hesap açığı endişesi azalmıştır. Dış finansa erişim imkânları, hem kamu hem de özel sektör için kapanmamıştır. Yavaşlamış olmakla birlikte özelleştirme ilerlemiştir.

Ekonomik krizle mücadeleye yönelik olarak kamu harcamalarının arttırılması, makro ekonomik istikrar üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir. Ekonomik reformlar yavaşlamış olup halen bir takım yapısal reformların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Krizle mücadele önlemleri, orta vadede kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini riske sokabilir. İşsizlik oranında ciddi bir artış kaydedilmiştir.

http://www.euractiv.com.tr

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: